Barış İçin Kadınlar
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR KAMPANYALAR SİTENE EKLE RSS İLETİŞİM KÜTÜPHANE

EN ÇOK OKUNANLAR

silahlar sussun eylemi basın açıklaması, 28 haziran 2010

silahlar sussun eylemi basın açıklaması, 28 haziran 2010

Tarih 09 Temmuz 2013, 22:30 Editör

Savaşın bütün kadınlar için şiddet, yoksulluk, tecavüz, göç, fuhuşa sürüklenmek, hayatın iyice kıyısına itilmek, sosyal hakların gasp edilmesi, omuzlarımızdaki yükün artması anlamına geldiğini anlatmak için barış noktaları oluşturduk. Savaşın hayatı yok ettiğini, yeryüzünü bütün canlılar için yaşanmaz kıldığını haykırdık. Savaşın, şiddetin, silahların sesine karşı barışın, hayatın, kadınların sesini yükseltmeye çalıştık.

Silahlar sussun

BARIŞ İÇİN KADIN GİRİŞİMİ olarak bundan bir yıl önce operasyonlarla mücadele alanlarından sökülüp alınan arkadaşlarımızla dayanışmak, savaşa hayır demek, dayanışmamız ve mücadelemizle barışı örmek için yola çıktık. Savaşın bütün kadınlar için şiddet, yoksulluk, tecavüz, göç, fuhuşa sürüklenmek, hayatın iyice kıyısına itilmek, sosyal hakların gasp edilmesi, omuzlarımızdaki yükün artması anlamına geldiğini anlatmak için barış noktaları oluşturduk. Savaşın hayatı yok ettiğini, yeryüzünü bütün canlılar için yaşanmaz kıldığını haykırdık. Savaşın, şiddetin, silahların sesine karşı barışın, hayatın, kadınların sesini yükseltmeye çalıştık.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR, KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Barış için umut yaratan demokratik açılım vaadi, 26 yıldır süren savaşı bitirecek, savaşın yarattığı yıkımı onaracak şekilde sonuçlanmadığı gibi geçen haftalarda başlayan operasyonlarla yeni ölüm haberleri gelmeye başladı. Yalnız askere alınan ya da dağa çıkan gençlerin değil, linçlerin, okullardaki ırkçı-milliyetçi saldırıların da kurbanı olan gençlerin haberleri... Birkaç gün önce Van Özalp’da 33 Kürt köylüsünün katledilmesinden sorumlu Orgeneral Mehmet Muğlalı”nın adını taşıyan, mahallenin tam ortasına kurulmuş kışlanın bir metre ilerisinde el bombası patlaması sonucu, kışlanın yanında oynayan Oğuzhan Akyürek öldü, biri ağır dört çocuk yaralandı.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Türkiye’nin Iran ordusuyla ortaklaşa Irak’taki Kürt yerleşimlerine yönelttiği operasyonlar sonucu, birçok insan göç etmek zorunda kaldı, doğa ve ekili alanlar zarar gördü. İran’ın katıldığı operasyonlarla eş zamanlı olarak İran’daki Kürt hareketinden dört yıldır hapiste, işkence altında tutulan bir kadın, Şirin Hemu idam edildi. Zeynep Celaliyan’dan haber alınamıyor.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

İran ordusuyla birlikte yapılan sınır ötesi operasyonları, Şirin Hemu ve arkadaşlarının idamını AKP Hükümetinin Rusya ile imzaladığı nükleer santral ve İran’la imzaladığı uranyum anlaşmasından ayrı düşünmek mümkün değil. Bölgede nükleer güç olmaya heveslenen AKP hükümeti yalnız Türkiye’yi değil Ortadoğu diye anılan bölgeyi, bütün canlılarıyla birlikte felakete sürüklüyor.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR.

Bu ülkede savaş olduğunu söylemek suç sayılıyor. Oysa yirmi altı yıldır sürmekte olan savaşın kadınları, çocukları, erkekleri, kendilerini kadın ya da erkek diye tarif etmeyenleri; bütün canlıları, doğayı, toplumsal yaşamı, ülke ekonomisini etkileyen korkunç bilançosu apaçık ortada…

"İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre, 26 yıllık savaş boyunca 3,830 köy yakıldı ve zorla boşaltıldı; buna bağlı olarak yaklaşık 4 milyon Kürt, zorunlu göç mağduru oldu.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

1990-2010 verilerine göre 1,251 kişi gözaltında kaybedildi; yaklaşık 5,000 insanımız “faili gizlenen” cinayetlerde katledildi. Gözaltında ve cezaevlerinde ölüm ve işkence ise yaşamın bir parçası haline getirildi. 345 çocuğun yaşam hakkı çalındı. Savaşın toplam insan kaybı ise 30,000’nin üzerinde. Sayıları 70,000’i bulan ve suç şebekelerine dönüşmüş olan köy korucularının gerçekleştirdiği kaçırma, gasp, köy yakma, mülkiyete el koyma, tecavüz, kaçırma, yaralama, işkence, öldürme gibi insanlık suçlarının bilançosu ise binlerle ifade edilmekte. "

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Güvenlik güçlerinin köyleri yakması ya da can güvenliği nedeniyle köy ve Doğu şehirlerindeki yaşam alanlarından sürülen milyonlarca insan Doğu illerinde ya da büyükşehir ve metropollerde açlığa, yoksulluğa, şiddete, güvencesiz yaşam koşullarına mahkûm edildi. Kürt kadınları için bu katmerli yoksullaşma, savruldukları yeni yaşamalanlarında daha da korunmasız hale gelme, şiddetin artması, kadınların sırtına yüklenmiş yaşam koşulların bin kat ağırlaşması anlamına geliyor. Göçler bütün toplumsal yaşamı altüst ediyor. Anadillerini konuşamadıkları için toplumsal hayatın dışına itilen kadınlar, savruldukları yenidünyalarda iyice yalnızlaşıyor. Yoksulluk, işsizlik medya ve devlet eliyle kışkırtılan ırkçılığı güçlendiriyor.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Doğu’da korkunç katliamlar, rant ve gelir kapısına dönüşen savaş, rekor düzeydeki askeri harcamalarla yoksulların sırtına yüklenirken; ormanlar, ekili alanlar ve meralarıyla bütün Kürt bölgeleri yok edilmeye, insansızlaştırılmaya çalışıldı. Yaşam alanlarının güvenlik gerekçesiyle yok edilmesi, hayvanların topluca öldürülmesi ya da beslenemez hale gelmesi, ormanların yakılması, birçok bölgesel geçim kaynağının ortadan kaldırılması bölge halkını yoksulluğa sürüklediği gibi hayvancılığa ve tarıma da büyük zarar verdi, ülkeyi et ve buğday ithaline muhtaç hale getirdi. Bütün bu koşullardan en çok günlük hayatın yükünü taşıyan, zengin fakir tüm ülkelerin en yoksulları olan kadınlar etkilendi.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün araştırmasına göre,

Türkiye GSYH'sının yüzde 5,30'unu askeri harcamalara ayırıyor. Bu dünyadaki en yüksek oranlardan biri. Dünyada savaş harcamaları izlenen 173 ülkeden yalnızca 19’unun askeri harcamaları yüzde 5'i geçiyor. 1988-2008 arasındaki yirmi yılda Türkiye dünyada en çok silah ithal eden beş ülkeden biri olarak, Hindistan ve Çin'den sonra üçüncü geliyor. Japonya ve Güney Kore ise dördüncü ve beşinci sırada…

Kadınların istihdamı, kadın mesleklerinin geliştirilmesi, sosyal hakları, eğitimi, kendilerini geliştirmesi, şiddetten korunması için ayrılacak gelir, ülkede eğitime, sağlığa hayata ve yaşatmaya harcanacak bütçe, tank, uçak, helikopter silah ve kimyasal silaha yatırıldı. Kömürleşmiş insan ve hayvan ölüleri, ağaçlar, inkâr edilmesine rağmen uluslar arası anlaşmalarla yasaklanmış fosfor silahlarının kullanıldığı gerçeğini ortaya koyuyor.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Kadınlar savaş istemiyor; çünkü savaş, ülkeyle, vatanla bayrakla özdeşleştirilen kadın bedenlerinin yağmalanması demek. Kadınlara saldırılar, tecavüz bir fetih törenine dönüşerek, bir kez daha meşrulaşıyor. Savaş günlük hayatta ve barış olarak adlandırdığımız zamanlarda kadınlara karşı sürmekte olan erkek şiddetini yaygınlaştırıp, meşrulaştırıyor. Kadın bedeniyle özdeşleşen toprağın istilası, ele geçirilmesi, erkek cinselliğini savaş aracına dönüştürüyor.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Bizler kadınlara karşı savaşın silahlı - silahsız/ordulu-ordusuz olarak bütün şiddetiyle sürmekte olduğunu biliyoruz. Günlük hayatta sevgi, şefkat, annelik, evlilik bağlarının içine alan düşünce ve inanışlar bu şiddetin üstünü örtüyor. Çatışma alanlarında kadınlara yönelen şiddet, barışta meşru addedilen bu şiddet sayesinde mümkün olabiliyor. Savaş ve askerileşme, kadınları anneler-barış anneleri- şehit anneleri, koruyuculuk, bakıcılık gibi toplumsal rollere hapsediyor. Ev içi emeğin yükü iyice biz kadınların sırtına biniyor.

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Savaşta da barışta da şiddet günlük yaşamımızın neredeyse doğal ve ayrılmaz bir parçası. Evde koca ya da baba şiddetine, sokakta hak aradığımızda devlet şiddetine, gözaltına alındığımızda cinsel saldırılara, tacize ve tecavüze maruz kalıyoruz. Erkek egemen sisteme ve savaşa karşı seslerimiz bastırılıyor, politik mücadele alanımıza müdahale ediliyor. Sosyal haklarımız gasp ediliyor. Eve kapatılmamız daha da meşrulaşıyor. Savaş kadınların ayrımcılığa, görünmez kılmaya, erkek egemenliğine karşı mücadelesini zorlaştırıyor, zayıflatıyor.

BÜ ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Kadınlar savaş istemiyor. Türkiye’de, Bosna’da, Sırbistan’da Kolombiya’da, Filistin’de dünyanın neresinde ve hangi zamanda yapılmış olsun bütün savaşlarda binlerce kadın tecavüze ve ölümle sonuçlanan cinsel saldırılara uğramasının tesadüf olmadığını biliyoruz. Savaşlarda kadınlar tecavüze uğruyorsa, bunun nedeni ataerkil sistemin, kadınların bedenine, emeğini el koymak, kadınları hayattan kovmak için şiddeti ve tecavüzü meşrulaştırmış olmasından…

BU ÜLKEDE SAVAŞ VAR; KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Yirmi altı yılda yaşanan savaşta Kürt kadınlarının, devletin eline geçen gerilla kadınların tecavüze uğramış olmaları; Kürt milletvekili kadınlara medyada yöneltilen cinsiyetçi saldırılar cinsiyetçilik ırkçılık militarizm ve savaşla ne denli içice olduğunu gösteriyor.

Savaş, bütün cinsiyetçilikleri, kadınlara ve çocuklara karşı şiddeti, homofobiyi, transfobiyi, ırkçılık, milliyetçilik ve militarizmi besleyip güçlendiriyor. Komşuları, halkları birbirinin katiline, düşmanına dönüştürüyor.

BARIŞ İÇİN ISRAR EDİYORUZ

Bizler savaş ve savaştan rant ve çıkar sağlayanların bizleri inandırmak istediği gibi ‘Kürt sorununun’ çözümsüz olmadığını biliyoruz. Kimsenin düşüncelerinden, inançlarından, kimliğinden, cinsel yöneliminden dolayı ayrımcılığa ve şiddete maruz kalmayacağı barış içinde bir yaşam mümkün olduğunu da biliyoruz.

Barış için ısrar ediyoruz. Biz kadınlar yeryüzünün bütün canlıları için yaşanabilir bir dünya istiyoruz.

SİLAHLAR SUSSUN OPERASYONLAR DURSUN

Operasyonların durdurulmasını silahların susmasını istiyoruz. Barışın gerçekleşmesi için Kürt halkının meşru temsilcilerinin demokratik mücadele içinde olmasının zemini oluşturulmalıdır. Tutuklu bulunan kadınlar, taş attıkları gerekçesiyle onlarca yıllık hapis cezalarına mahkûm edilen Kürt çocukları serbest bırakılmalıdır. Rusya ve İran ve Brezilya ile yapılan kirli Nükleer santral ve uranyum anlaşmaları iptal edilmeli, Türkiye, bütün Ortadoğu için savaş, ölüm ve ekolojik yıkım anlamına gelecek nükleer güç olma hevesinden vazgeçmelidir. Bütün kadınları savaşa karşı mücadeleye, ülkenin her yanında barış noktaları oluşturmaya çağırıyoruz.

BARIŞ İÇİN KADIN GİRİŞİMİ

YASASIN KADIN DAYANIŞMASI

KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

ÖLDÜRMEYE DEĞİL YAŞATMAYA BÜTÇE

NÜKLEER ANTLAŞMALAR KALDIRILSIN

BARIŞ İÇİN ISRAR EDİYORUZ.


Bu haber 1414 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

2010

Dolmabahçe'den Başbakan'a bir ses-18 temmuz 2010

Dolmabahçe'den Başbakan'a bir ses-18 temmuz 2010 girişim bu haftaki barış noktası nı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kadın örgütleri temsilcileriyle 'açılı...

tutuklu kadınlar için adalet bakanlığına faks gönderdik-16 Ekim 2010

tutuklu kadınlar için adalet bakanlığına faks gönderdik-16 Ekim 2010 Kürt sorununda kadınları çözümü dile getirmek ve kadın dayanışmasını öne çıkarmak için bir yıldır çalışmalarını sür...


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi