Barış İçin Kadınlar
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR KAMPANYALAR SİTENE EKLE RSS İLETİŞİM KÜTÜPHANE

EN ÇOK OKUNANLAR

Kolombiya Barışı için Masada kadınlar var

Kolombiya Barışı için Masada kadınlar var

Tarih 04 Aralık 2013, 14:00 Editör

Hükümet müzakerecileri, ülkenin en büyük silahlı örgütü olan Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile barış görüşmeleri için 28 Kasım’da Havana’da yeniden bir araya geldiğinde, masada iki yeni yüz olacak. Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, geçtiğimiz günlerde, İçişleri Bakanlığı İnsan Hakları İşleri Başkanı Maria Paulina Riveros ile Devlet Başkanlığı Cinsiyet Eşitliği Başdanışmanı Nigeria Renteria Lozano’nun müzakere ekibine atandığını açıkladı.

Kolombiya Barışı için Masada kadınlar var Virginia Bouvier Kolombiya’nın FARC ile yürüttüğü, emsali olmayan barış müzakerelerini iki kadın yeniden şekillendirebilir. Hükümet müzakerecileri, ülkenin en büyük silahlı örgütü olan Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile barış görüşmeleri için 28 Kasım’da Havana’da yeniden bir araya geldiğinde, masada iki yeni yüz olacak. Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, geçtiğimiz günlerde, İçişleri Bakanlığı İnsan Hakları İşleri Başkanı Maria Paulina Riveros ile Devlet Başkanlığı Cinsiyet Eşitliği Başdanışmanı Nigeria Renteria Lozano’nun müzakere ekibine atandığını açıkladı. Hükümetin beş kişilik müzakere takımına daha önce hiç kadın üye atanmamıştı. Mayıs ayında başkanlık için yeniden yarışacak olan Santos için, seçimler FARC ile yürütülen barış görüşmelerinin oylandığı bir referandum niteliğinde olacak. Ekibe (Biri afrika asıllı) iki kadının atanması Santos’un seçim kampanyası için eşsiz bir avantaj gibi görülebilir; ancak asıl kazanç, kapsamlı bir barış anlaşması elde etmek ve uygulamak için gereken eksik parçaları bu iki kadının sağlaması ihtimalinde yatıyor. Barış müzakereleri, 17 turluk bir görüşme sürecinin ardından, 2012 Ekiminde başlatılmıştı; şimdiye kadar, çatışmanın kökeninde yatan sorunları ele alan iki tarihi anlaşmaya imza atılmış, toprak reformu konusunda ve Kolombiya’nın demokratik sisteminin daha geniş siyasi katılıma açılması yönünde anlaşmaya varılmıştı. Ele alınmayı bekleyen konular arasında, yasadışı mahsul üretimi ile uyuşturucu ticareti (ki bu hafta görüşmeler yeniden başladığında, ele alınan ilk konu olacak), mağdur hakları ve çatışmanın sonlandırılmasına yönelik diğer hususlar bulunuyor: militanların terhis edilmesi, örgütün silahsızlanması ve yüzde 35-40 kadarı kadın olan savaşçıların toplumsal yaşama yeniden entegrasyonunun şartları gibi. Riveros, bu konularda ve çatışmanın toprağa ilişkin boyutlarına dair hatırı sayılır bir uzmanlığa sahip; Renteria ise Santos tarafından müzakere masasında “görüşmelerin cinsiyet ve eşitlik odaklı sürmesini” sağlamak ile görevlendirildi. Cinsiyet gözlüğünden bakmak, cinsel şiddet mağduru kadınlara yönelik tazminat gibi hassas konulara sıra geldiğinde, ateşkes anlaşmaları oluşturulurken ve kadın savaşçılar için Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden entegrasyon programları tasarlanırken özel önem teşkil edecek. Hükümetin bügüne kadarki stratejisi, süreci bozma ihtimali olan grupların desteğini sağlamak için iş dünyası, ordu ve polis gücü temsilcilerine, pek çok talibi bulunan müzakere masasında yer vermek yönünde oldu. Ancak çatışmadan en fazla etkilenen ve barıştan en fazla kazanç sağlayacak olan Kolombiyalılar görüşmelerin dışında bırakıldı. 50 yıllık savaş süresince, yaklaşık yüzde 80’i sivil olmak üzere 220 bin kişi yaşamını yitirdi. Kolombiya yasalarının kendilerine tanıdığı toprak, özerklik ve yetki hakkından faydalanan yerli ve Afrika kökenli Kolombiyalılar, hükümetin kendilerini temsil etmediğini belirtiyor ve alın teriyle elde ettikleri kazançların reform yapılırken gözardı edileceğinden endişe duyuyor. Kolombiya nüfusunun yarıdan fazlasını - ve çatışmadan mağdur olanların çoğunluğunu oluşturan- kadınlar ise katkıda bulunabileceklerini ancak seslerinin duymazdan gelindiğini söylüyor. Bu kesimlerin desteğini almayan bir barış anlaşması sürdürülebilir olmayacaktır. Barış görüşmelerinin merkezine kadınları dahil etmeyi ağırdan alan tek ülke Kolombiya değil. CEDAW’ın yanı sıra en az 6 adet BM Güvenlik Konseyi kararı kadınların çatışma önleme, yönetme ve çözme süreçlerinin tüm aşamalarında önemli rolü olduğunu tanımış bulunuyor. Yine de kadınların barış görüşmelerinde yer almaması dünya çapında norm olmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler’e göre, 1992 ile 2011 arasında yürütülen büyük çaplı 31 barış sürecinde, kadınlar müzakerecilerin %9‘unu, barış anlaşması imzacılarının %4‘ünü, tanıkların %3,7‘sini, arabulucuların ise yalnızca %2,4‘ünü oluşturdu. Ancak herşeye karşın tarihsel veriler, kadınların masada bulunmasının daha iyi sonuçlar ürettiğine kuvvetle işaret ediyor. El Salvador, Kuzey İrlanda, Güney Afrika ve Filipinler’de, sivil toplumun, özellikle de kırılgan durumdaki grupların ve toplum dışına itilmiş kesimlerin kaygılarını yansıtan anlaşmaların kotarılmasında, kadınların önemli yardımları oldu. Kolombiya, şimdiye kadar, yükümlülüklerinin tamamını ihmal etmiş değildi. Kadınlar aslında barış görüşmelerinin perde arkasında kilit rol oynadılar. Halihazırda, hükümetin müzakere ekibinin ikinci kademesinde iki kadın bulunuyor: Savunma Bakanlığı İnsan Hakları Dairesinin Yöneticisi Elena Ambrosi ile Devlet Başkanlığı Dairesinden Lucia Jaramillo Ayerbe. Havana’daki 6 haftalık gizli görüşme sürecinin ardından, 2012 Ağustosunda ortaya konan çerçeve anlaşmasına bu iki kadın da katkıda bulundu ve imzasını koydu; ancak nihai müzakere takımında ikisine de yer verilmedi. Müzakere ekibinin en üst kademesine girmeye - yani, hükümet adına konuşmaya tam yetkili olan ekibe katılmaya - kadınların gücünün yetmediği görülmüştü. (Santos, iki yeni müzakerecinin atandığını duyurduğu konuşmasında, Ambrosi ve Ayerbe’nin yanı sıra, kendi deyişiyle “tamamen kadınlar tarafından yürütülen” Barış Yüksek Komiserliği Dairesi çalışanlarının sürece katkılarından söz etti.) Riveros ve Renteria’nın kadın olmaları ve Renteria’nın Afrika kökenli olması, müzakere masasında, cinsiyet ve etnik temelli kaygılara daha fazla önem verileceğine ilişkin beklentileri beraberinde getirdi. Savaş, toplum dışına itilmiş grupların yoksulluğunu daha da arttırmış bulunuyor. Yerli ve Afrika kökenli Kolombiyalılar, genellikle, silahlı örgütler tarafından arzulanan topraklarda yaşıyor; yerinden edilme, özellikle bu kesimlere ağır bir darbe indirdi. Dahası, göçe zorlananların yarıdan fazlasını kadınlar oluşturuyor. Yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalanların %97‘si, hayatlarını yoksulluk sınırının altında, kırılganlığın en uç noktasında sürdürüyor. Kadınların müzakere masasında yer almasının bu denli önemli olmasının nedenlerinden biri, erkeklerin savaş deneyimlerinin kadınlarınkinden farklı olması. Kolombiyalı erkekler, kadınlara oranla çok daha sıklıkla cinayet, kaçırılma, işkence, rasgele alıkoyulma, devlet ve devlet dışı gruplar tarafından silah altına alınma riski ile karşı karşıya bulunuyor. Kadınlar ve kızlar ise zorla yerinden edilme, cinsel şiddete maruz bırakılma, zorla çalıştırılma, fuhuş ve köleleştirilme tehlikesiyle daha sık karşılaşıyor. Paramiliter grupların “sosyal temizlik” yapmayı tercih ettiği bazı bölgelerde, geleneksel cinsiyet normlarına kaşı gelen herkese, ölüm ve zorla çalıştırmanın da dahil olduğu ağır cezalar uygulanıyor. Kolombiya’da savaş süresince kadına yönelik şiddet güvenlik güçleri, gerillalar, paramiliterler ve uyuşturucu kaçakçıları tarafından uygulanageldi ve neredeyse tamamen cezasız kaldı. Bu gruplar, kadınları, ailelerini ve çevrelerini terörize etmek, göçe zorlamak ve avuçlarının içine almak için cinsel ve cinsiyet temelli şiddet uyguladı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin 2011 tarihli bir raporuna göre, zorla yerinden edilen 3,4 milyon Kolombiyalının %17,7’si evlerini cinsel şiddet nedeniyle terk etmiş. Ancak, sorun yalnızca savaş alanıyla sınırlı değil. Aslında, çatışma sırasında yaşanan şiddet, kadınların normalde maruz kaldığı ve çoğunluk tarafından mazur görülen şiddet örüntüsünün bir uzantısı; daha da sapkınlaşmış bir türevi. Kolombiya’da gerçekleşen tecavüzlerin %80’i hane içinde meydana geliyor; çoğunluğu polise bildirilmiyor ve cezasız kalıyor. 24 Kasım’da, hükümet Ombudsmanı Jorge Armando Otalora, Kolombiya’da kadına yönelik şiddetin artmakta olduğu yönünde uyarıda bulunmuştu. Kolombiya devletine bağlı Instituto Nacional de Medicina Legal (Ulusal Adli Tıp Enstitüsü), 2013’ün ilk 6 ayında, kadına yönelik 15. 640 aile içi şiddet vakası, 5. 545 cinsel taciz ve 514 kadın cinayeti kaydetmişti. Aile içi şiddet ve çatışma arasında döngüsel bir ilişki de mevcut. Hem erkek hem de kadın savaşçılar, evden ayrılarak silahlı örgütlere katılmalarında aile içi şiddetin kilit rol oynadığını belirtiyor. Dahası, Corporacion Humana ve BM Kadınlar için Kalkınma Fonu nun(UNIFEM) yaptığı araştırmalara göre, savaşçılar evlerine döndüğünde aile içi şiddet tavan yaparak yeni şiddet döngüleri doğuruyor. Savaşan ya da savaşla ilintili yardımcı roller üstlenen kadınların çoğu - ki FARC’ın en az üçte birinin kadın olduğu tahmin ediliyor - hizmetleri sırasında kürtaja zorlanma ve komutanları tarafından seks kölesi olarak kullanılma gibi uygulamaların da dahil olduğu, cinsiyet temelli şiddete maruz kaldı. Ailelerini terk ederek geleneksel cinsiyet rollerini ihlal eden kadın savaşçılar, topluma yeniden entegre olmaya çalışırken devasa engellerle karşılaşıyor; yoldaşları, aileleri ve çevreleri tarafından yokluk içinde, yapayalnız bırakılıyorlar. Bu sorunlara yanıt olarak, kadınların öncülük ettiği kuvvetli bir barış hareketi gittikçe güç kazanmakta. Kadınlar çok uzun yılladır, ülkenin silahlı örgütleriyle rehine ve kısmi ateşkes pazarlığı yapıyor; mayın temizliği ve insani yardım konusunda anlaşma sağlıyor; insan haklarına ilişkin yasal düzenlemeler hazırlıyor. Ekim ayında, 450 kadın, barış görüşmelerine kendi tekliflerini sunabilmek için Barış için Ulusal Kadın Zirvesi’nde biraraya geldi. Ülkenin sorunlarına siyasi çözüm getirilmesi için, kadınlar yerel düzeyde istikrarlı bir gümbürtü koparıyorlar. 21 Kasım’da, Kolombiyalı kadınlar destekçileriyle birlikte, Buenaventura adlı liman şehrinde, acımasız bir şiddet dalgasına maruz kalan Afrika kökenli kadınlar için adalet ve koruma talep etmek amacıyla yürüdüler. Ertesi gün, binlerce kadın en kötü çatışma bölgelerinden Bogota’ya kadar yürüyerek savaşın bitmesi, müzakerecilerin nihai bir anlaşmaya varmadan masadan kalkmaması ve kadınların barış sürecine dahil edilmesi için çağrıda bulundu. Pankartlardan birinde “Kadınlar olmadan, olmayacak” yazıyordu. Görünüşe göre, birileri onların sesini en sonunda duydu. Kadınların - Afrikalı bir kadının - Havana’daki müzakere masasına tam yetkili katılımcı olarak dahil edilmesi, Kolombiya’nın iliklerine işlemiş cinsiyet ve etnisite kalıplarına meydan okuyor. Ancak, bu durum başka açılardan da dönüştürücü olma potansiyeli taşıyor: Geçtiğimiz hazirandan beri devlet başkanının cinsiyet eşitliğinden sorumlu başdanışmanlığını yapan Renteria, “aile içi şiddet, hamile çocuklar, cinsel taciz ve insan ticaretini” azaltmakla görevlendirilmişti. Hükümette görev almadan önce ise, avukatlık yapıyor ve ülkenin en yoksul eyaleti olan Choco’da bulunan Kolombiya Aile Refahı Enstitüsü’nde çalışıyordu. Riveros, Amerikan Devletleri Örgütü’nün İnsan Hakları Komisyonu tarafından ele alınan ihlal davalarında, Kolombiya İçişleri Bakanlığının etnik topluluklar ile irtibatını yürütmek ile yükümlüydü. Eğer Riveros ve Renteria, geçmiş deneyimlerini kullanarak, müzakerelerde, Kolombiya’ya nüfuz etmiş şiddetin cinsiyet ve etnisite boyutlarına dikkat çekebilirlerse, Kolombiya’nın uzun vadeli barışının çehresini değiştirebilirler. Bu, kolay bir iş olmayacak. Renteria ve Riveros, müzakere masasına zaten bir yıl gecikmeli oturuyor; çabukça hızlanabilmek için hemen ayağa fırlamaları gerekecek. Seslerini duyurabilmek için, cinsiyet, sınıf ve etnisiteleri birbirinden ayıran çizgileri aşan ittifaklar oluşturmaları lazım. Kadınların ve etnik azınlıkların hak taleplerine destek vermenin uzun soluklu barış inşa etmek için kritik öneme sahip olduğuna, hem kendi ekiplerindeki hem de FARC delegasyonundaki erkekleri ikna etmek zorundalar. Ayrıca, sivil toplum önderleriyle, özellikle kadın gruplarıyla ve uluslararası camiayla işbirliği kurmaları gerekecek. Bu topluluklar, müzakere masasında varılan anlaşmaların, kadın ve erkekler için gerçek hayatta barışa dönüşüp dönüşmeyeceğini belirlemede kilit işlevi görecek. Kolombiyalı kadınlar, çok uzun yıllardır görmezden gelindi; eğer barış kalıcı olacaksa bunun değişmesi gerekiyor. Renteria ve Riveros’u bekleyen uzun mücadelede, barış görüşmeleri yalnızca bir başlangıç olsa da hayati bir öneme sahip. *Virginia Bouvier, Birleşmiş Devletler Barış Enstitüsü Latin Amerika bölümünde Kıdemli Program Yöneticiliği yapmakta. “Kolombiya: Savaş Döneminde Barış İnşa Etmek” adlı kitabı yayına hazırlayan Bouvier’nin “Kolombiya’da barış ve savaş” konulu bloguna vbouvier.wordpress.org adresinden ulaşmak mümkün. http://www.foreignpolicy.com/articles/2013/11/27/tables_turned_colombia_farc_talks#.Upi_97mvjFQ.email

Bu haber 1954 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

savaşta kadın hakikatleri- döküman

B. ARIKAN- H. ALKAN-hak ihlallerinin gerçeğini oluşturmak

B. ARIKAN- H. ALKAN-hak ihlallerinin gerçeğini oluşturmak Bizim hakikat arayışımızın nihai hedefi kadın hakikatlerine ulaşmak. Ancak hakikatin farklı yüzlerinin neler olduğu...

hülya dinçer-arjantin'den 500. haftaya kayıplar ve hakikat mücadelesi-bianet

hülya dinçer-arjantin'den 500. haftaya kayıplar ve hakikat mücadelesi-bianet Türkiye’de yüzlerce kaybın faili cezasız bırakılır hatta ödüllendirilirken, Arjantin’de sokakta yükselen hakikat v...


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi