Barış İçin Kadınlar
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR KAMPANYALAR SİTENE EKLE RSS İLETİŞİM KÜTÜPHANE

EN ÇOK OKUNANLAR

Ortak Açıklama: Çocuklar İçin Hemen Şimdi Barış

Ortak Açıklama: Çocuklar İçin Hemen Şimdi Barış

Tarih 29 Aralık 2015, 13:39 Editör

Biz çocuk ve insan hakları örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, akademisyenler, sanatçılar, milletvekilleri, gazeteciler, kadın ve LGBTİ örgütleri, öğrenciler, sivil inisiyatifler, siyasi parti ve oluşumlar olarak ülkemizde 7 Haziran’dan bugüne devam eden çatışma ortamının acilen son bulmasını istiyoruz.

Ortak Açıklama: Çocuklar İçin Hemen Şimdi Barış Biz çocuk ve insan hakları örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, akademisyenler, sanatçılar, milletvekilleri, gazeteciler, kadın ve LGBTİ örgütleri, öğrenciler, sivil inisiyatifler, siyasi parti ve oluşumlar olarak ülkemizde 7 Haziran’dan bugüne devam eden çatışma ortamının acilen son bulmasını istiyoruz. Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinin ardından başlayan, 20 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamlarıyla yükselen şiddet ortamının etkileri, toplumun tüm kesimleri üzerinde derinleşerek devam etmektedir. 16 Ağustos tarihinden günümüze; yaklaşık 1 milyon 300 bin kişinin yaşadığı 7 ilde-17 ilçede gerçekleşen sokağa çıkma yasaklarının, bölgede devam eden çatışma halinin ve buna bağlı olarak başta çocuklar olmak üzere gerçekleşen ölümlerin durmasını talep ediyoruz. Çocuk ve gençler bir ülkeyi oluşturan toplumun üzerinde en özenle durulması, gözetilmesi, eğitilmesi, şiddetten, ihmal ve istismardan korunması gereken kesimidir. Ülkelerin çağdaşlık düzeyleri çocuk ve gençlere verilen değerle koşuttur. Türkiye BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 1990 yılında imzalayarak her bir çocuğun hak ve özgürlüklerini her koşulda koruma ve yerine getirme yükümlülüğünü kabul etmiştir. Ancak, ne yazık ki bugün ülkemizde çocuk ve gençlere çok hoyrat davranan, onlara yönelik sevgisiz eylem ve söylemlerle, çocuk ve gençleri ve onların ailelerini örseleyen bir devlet yönetimi biçimi egemendir. Yalnızca örselenmek değil, çocuk ve gençler bugünkü yönetimin şiddet içeren yaklaşımlarıyla yaşamlarını, bedensel ve ruhsal bütünlüklerini yitirmektedirler. 22 Temmuz Suruç katliamından itibaren bugüne kadar yaşanan çatışmalarda ve sokağa çıkma yasaklarında; hastaneye gidemeyen, annesinin karnında henüz doğma fırsatı bulamayan ve kolluk kuvvetlerinin doğrudan hedefi olan en az 44 çocuk yaşamını kaybetmiştir. Şu anda bölgeye bakıldığında da; eğitimin durdurulduğu, öğretmenlerin hizmet içi eğitim gerekçesiyle şehir dışına gönderildiği, okulların ve hastanelerin karargâh olarak kullanıldığı, hastanelerin bombalandığı, okul yurtlarının yakıldığı, temel ihtiyacı için bile sokağa çıkan sivillerin hedef alındığı, bölge halkının göçe zorlandığı, halkın sağlık hizmetlerine ulaşımının engellendiği görülmektedir. Tüm bunlar yaşananların bir operasyon değil, savaş olduğunun açık kanıtıdır ve sözleşmede yer alan hak ve özgürlüklerin açık ihlalidir. Bölgeye yapılan askeri sevkiyatın devam etmesi savaş ortamının büyüyerek devam edeceği konusunda endişelerimizi arttırmaktadır. Bölgede çocuklar, eğer şans eseri yaşamlarını kaybetmiyorsa bile, hiçbir yasal dayanağı olmayan sokağa çıkma yasaklarında yakınlarını kaybetmekte, eğitim, sağlık, güvenli bir ortamda büyüme, barınma ve gelişim haklarına erişememekte ve şiddetin doğrudan tanığı olmakta ve böylece çocuklar ihmal ve istismar edilmektedir. Travmatik yaşantılar içerisinde en ağır izler bırakan yaşantıların, insan eliyle yaratılan travmalar olduğu bilinmektedir. Şu anda devam eden ve günden güne yükselen şiddet ortamının çocuklar üzerinde kısa ve uzun vadeli etkileri bulunmaktadır. Bu savaş ortamının, şiddete doğrudan maruz kalan çocuklar üzerinde etkisi olduğu gibi, o ortamda bulunmayan ancak dolaylı yollardan maruz kalan veya olanlara tanıklık eden çocuklar üzerinde ve tüm toplum üzerinde de travmatik etkileri olduğu bilinmektedir. Ayrıca savaşlar bittikten sonra bile savaşın etkileri kuşaktan kuşağa aktarılabilmekte, uzun yıllar boyunca devam edebilmektedir. Savaş ortamına doğrudan ya da dolaylı maruz kalan çocuklar kaygı, üzüntü, öfke, güven kaybı, çaresizlik, umutsuzluk, yabancılaşma ve daha birçok baş edilmesi zor duyguları hissedebilmekte; bu durum çocukların fizyolojik, psikolojik, sosyal ve toplumsal gelişimini etkileyebilmektedir. Tüm bu bilimsel gerçeklere rağmen çocukların korunması için herhangi bir önlem alınmamakta, devletin yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucunda ortaya çıkan hak ihlalleri ağırlaşarak ve artarak devam etmektedir. Sadece son 2 günde, Cizre ve Silopi’den az 4’ü çocuk olmak üzere 15 kişinin hayatını kaybetmesi, durumun ağrılığını açıkça gözler önüne sermektedir. Bu durum insan hakları ve çocuk hakları açısından kabul edilemezdir. Yaşanılanların uluslararası kamuoyunda da yeterince yer almaması, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik engellemeler sonucunda basının bu süreçte herkesi doğru bilgiye ulaştırma yükümlülüğünü yerine getirememesi bizleri ayrıca üzmekte ve endişemizi arttırmaktadır. Ülke yönetimini elinde tutmakta olan güçlerin ana özelliği, halkını, insanını sevmek ve bu sevgi ve özeni temel alarak, o ülke halkına hiçbir ayrım göstermeksizin insancıl, çağdaş nitelikli bir yaşam biçimi sağlamak olmalıdır. Çocuk ve gençlere şiddet uygulayan, onların yaşamlarını yitirmelerine neden olan ve olanlardan hiç pişmanlık payı çıkarmayan katı, sert, acımasız, insanca tutum ve söylemlerin uzağında kalmayı özellikle yeğleyen bir devlet yönetiminin varlığı o ülke çocukları ve gençleri için çocuk ihmali ve istismarı açısından önemli bir risk etmenidir. Son dönemde ülkemizde, devlet eliyle çocuk ihmal ve istismarı örnekleri giderek artmaktadır. Çocuk ve gençlerini acımasızca örseleyen, baskılayan, gelişimlerini aksatan ya da engelleyen, kıyıma uğratan ve onların yaşam hakkını ellerinden alan bugünkü devlet yönetimine “ dur” denilmesi gerekir.  Çocuklarımızı merakın ve oyunun geliştirici evreninden alarak umutsuzluğa ondan da öte ölüme tutsak kılan; coşkunun ve yaşamın kapısını onlara kapayan;  Çocuk ve gençlerimizi ayrımcılık zemininde çarpıştırmayı hedefleyen;  Çocuk ve gençlerimizi sorgulamalara çeken ancak, onların özgürce dünyayı, çevrelerinde olup bitenleri sorgulamalarına izin vermeyen tüm yaklaşımları kınıyoruz. Türkiye 90’lı yıllarda savaş ortamının bedelini çok ağır ödemiştir ve hala ödemeye devam etmektedir. Bizler aşağıda imzası bulunan kişi ve kurumlar olarak bu savaşın ve çatışmanın sadece bölgede yaşayanların değil, hepimiz üzerinde yıkıcı ve onarılması güç etkisi olduğunu biliyoruz, yaşıyoruz ve hissediyoruz. Bu yüzden de acilen yapılaması gerekenleri bir kez daha tekrar ediyoruz:  Sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını,  Devletin tarafı olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, insan hakları yükümlülüklerini yerine getirerek yaşam alanlarındaki şiddet ve baskıdan vazgeçmesini,  Tüm tarafların çocukların yüksek yararını gözetecek tutumlar geliştirmesini,  Barış, özgürlük ve demokrasi temelinde müzakere sürecinin yeniden başlatılmasını,  Bu süreçte yaşanan tüm ihlalleri gerçekleştirenlerin cezasız kalmamasını,  Bu sürede gerçekleşen toplumsal, ekonomik, psikolojik tahribatın hak temelli onarılmasını, bu şekilde toplumsal adaletin inşa edilmesini talep ediyoruz. Bizler biliyoruz ki; yetkililerin söylediklerinin aksine savaş ve şiddetin etkisi, çocuklara verilecek “telafi eğitimleriyle” giderilmeyecek kadar derindir. Yaşadığımız bu zorlu günlerin telafisi ancak Barış, Özgürlük ve Dayanışmayla mümkündür. Toplumu, Çocuk ve Gençlerin, Barış İçerisinde Gelişimlerinin Önünü Açan Aydınlık, Güzel Günlere Çıkmalarında, Onların Destekçisi Olmaya Çağırıyoruz. İmzacılar (Alfabetik sırayla.. 29.12.2015, 10.00 itibariyle) 1. 78’liler Girişimi 2. Alınteri 3. Ankara Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu 4. Barış Anneleri 5. Barış Bloku 6. Barış İçin Akademisyenler 7. Barış İçin Ekoloji Aktivistleri 8. Barış İçin Kadın Girişimi 9. Başak Kültür ve Sanat Vakfı 10. Başka Bir Okul Mümkün Derneği 11. Bebek Ruh Sağlığı Derneği 12. Biber Gazı Yasaklansın İnsiyatifi 13. Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmetler Kulübü 14. Boğaziçi Soma Dayanışması 15. Bulu Tiyatro 16. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği 17. Çekirdek Çocuk 18. Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği (Çare-der) 19. Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı 20. Çocuk Çalışmaları Birimi 21. Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği 22. Delice Zeytin Dayanışması 23. Devrimci Sosyalist İşçi Partisi Ankara İl Örgütü 24. DGD Platformu 25. Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi 26. Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü. 27. Doğu-Güneydoğu Dernekleri 28. Duvara Karşı Tiyatro 29. Eğitim Sen 30. Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube 31. Eğitimde Sınıf Tavrı 32. Eşit Haklar İçin İzleme Derneği 33. Fotoğraf Vakfı 34. Felsefeciler Derneği Genel Merkezi 35. Gaia Dergi 36. Göçmen Dayanışma Ağı / Ankara 37. Gündem Çocuk Derneği 38. Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi 39. Halkların Köprüsü 40. Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) 41. HDP Ankara İl Örgütü 42. Hebun LGBT Diyarbakır 43. Işık Üniversitesi Psikoloji Bölümü 44. İnadına Haber 45. İnsan Hakları Araştırmaları Derneği 46. İnsan Hakları Derneği 47. İstanbul 78 liler girişimi 48. İzmir Barış Bloku 49. İzmir KESK Kadın Meclisi 50. İzmir Müzisyenler Derneği 51. Kadın Yazarlar Derneği 52. Kadının İnsan Hakları- Yeni Çözümler Derneği 53. Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) 54. KAOS GL 55. Kurtuluş Kiliseleri Derneği 56. Lice Adalet Arıyor 57. Mezopotamya Hukukçular Derneği 58. Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği (ODTÜ) 59. Oyuncular Sendikası 60. Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği (Oz-Ge Der) 61. Parklar Bizim Ankara 62. Psikolojik Danışmanlar Derneği 63. Psikolojik Danışmanlar Derneği Van Şubesi 64. Pratisyen Hekimlik Derneği Diyarbakır Şubesi 65. Pembe Hayat Derneği 66. Rojava Derneği 67. RUSİHAK (Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği) 68. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) 69. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi 70. Siyah Pembe Üçgen 71. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi 72. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Ankara Şubesi 73. Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği 74. Sulukule Gönüllüleri Derneği 75. Şırnak Barosu 76. Şubadap Çocuk 77. Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği 78. Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) 79. Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP) 80. Toplumcu Psikologlar 81. Travma Çalışmaları Derneği (TÇD) 82. Türk Psikologlar Derneği Genel Merkezi 83. Türk Psikologlar Derneği İzmir Şube 84. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği 85. Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı 86. Türkiye Gençlik Birliği Derneği 87. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 88. Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği 89. Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği (UİD-DER) 90. Van Barosu 91. Vicdani Ret Derneği 92. Yenikapı Tiyatrosu 93. Yeryüzüne Özgürlük Derneği

Bu haber 724 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Katıldıklarımız

Ortak Çağrı: Sur’daki Çocuklar için Koridor Açın-

Ortak Çağrı: Sur’daki Çocuklar için Koridor Açın- Çocuklar İçin Barış Hemen Şimdi Girişimi Sur’da sokağa çıkma yasağı olan yerde kalan çocukların dışarı çıkarılmalar...

8 mart'ta Kadınlar ‘Yaşamdan yanayız, hayatlarımızı savunuyoruz’ dedi-2016

8 mart'ta Kadınlar ‘Yaşamdan yanayız, hayatlarımızı savunuyoruz’ dedi-2016 "Geçen 8 Mart’tan bu yana ülkenin ve bölgenin sürüklendiği savaş ortamında, artan nefret ve kutuplaşmaya karşı biz ...


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi